Hayataformat.com

OYUN 3

OYUN 3

UYGULAMA OYUN 3: HATIRLAMA VAKTİ 
Şimdi birlikte bir zaman yolculuğu yapıyoruz. Çocukluğunda hatırlamak istediğin hâlin hangi sene ise o yılı yaz. Şimdiki hâlinle, geçmişteki minik hâlin sanki karşındaymış gibi ona aşağıdaki metni oku. 
Sene,......... 
“Merhaba ........... yaşındaki ben 
Gökyüzüne bakıp hayaller kurmaya devam ediyor musun? Ben artık izlediğim çizgi film karakterlerine bürünemiyor olsam da hayatım için bazı sorumluklar alıyorum. Arada seni unutuyorum çocuk hâlim, bir zamanlar olduğum gibi değilim farkındayım. Senin neler istediğini duymazdan geliyor olabilirim, bunun için senden özür dilerim. En sevdiğin yemeği en kısa sürede yiyeceğim. Gerçekten neydi en sevdiğin yemek, en sevdiğin oyunu unuttum? En sevdiğin hikâyeyi tekrar okumam gerek? En sevdiğin insanlar değişti büyüdükçe... 
Hayallerimin bir kısmı gerçekleşti, diğer kısımları için de çalışacağım. Merak etme seni artık hatırlayacağım küçüklüğüm. Teşekkür ederim beni bırakmadığın için. Sesini arada duymayı unutsam da sen bana bakma büyük olunca hayat çok gürültülü oluyor, sesler yükseliyor, kalabalıklaşıyor insan. Sen şimdi bu yaşında nasılsın? Özlemişim seni çocukluğum iyi ki karşımdasın. Yine buluşalım. Seni çok özlemişim ve sarılıyorum sana. Sesini bana duyurmaya devam et çünkü artık seni daha fazla duyacağım. 
Bu konuşmayı içinden geldiği gibi yapabilirsin. Yeter ki içindeki sene yani çocuk hâline ulaşmaya çalış. Varsa eski çocukluk fotoğraflarını bulabilirsen, ona bakarak da bu çalışmayı yapabilirsin. 
Şimdi, o kızın hâlâ sen olduğunu hatırlatmak isterim. Değişen tek şey bedenin ve nüfustaki kimliğin. Belki yoruldun, belki kızdın, belki üzüldün ama hayat seni bırakmadı. Belki şu anda bu satırları okumanın nedeni unuttuğun güçlerini tekrar sana hatırlatıp içindeki potansiyelini kullanmana yardımcı olmak, hayata format oyunuyla yeniden doğacaksın belki de... 
Minik hâlinle konuşma aktivitesi ne zaman hissedersen yapmaya çalış. Ona mektup yaz. Hatta varsa eski bir fotoğrafına bakıp bu konuşmayı onunla yapabilirsin. Bu çalışmayı ayna karşısında göz bebeklerine odaklanarak yaptığında, oralarda bir yerde seni dinleyen çocukluğunu göreceksin. 
İçinden geçenleri olabildiğince samimi ve şeffaf bir şekilde anlat, kendini “kendinden” saklama. 
RUHU ÇOCUK YETİŞKİNLER 
Bazen yetişkinlerde bir çocuğun öfkesini görürüz. Aralarındaki tek fark beden ölçüleri olur. Biri daha büyük, diğeri daha ufak... Öfkenin nedeni ise içindeki tutkusunu gerçekleştirememiş ruhun isyanı. 
GEÇMİŞE YOLCULUK 
Bize unutturulan iki önemli kardeş duygudur “Coşku ve Tutku.” 
İlişkide bulunduğumuz her insanla, arkadaş, eş, sevgili, aile hatta aynı mekânda arka arkaya oturduğumuz ama tanımadığımız insanlarla bile belli bir enerji seviyesinde buluşuruz. Bu insanlarla fiziksel olarak bir araya gelince ortak bir enerji alanı 
dönüşebilir. 
Çevrende yaşam enerjisiyle dolu insanları gözlemledin mi hiç? 
Bu tarz insanların ortak özellikleri ortamda hemen fark edilmeleridir çünkü baştan aşağı capcanlı olurlar, yaydıkları titreşim mimiklerine, seslerine hatta dokunuşlarına yansır. Bu enerji alanı etraftaki insanlara da bulaşır ve onlar da kendilerini iyi hisseder, ta ki bu insanlar onların yanlarından uzaklaşana dek. Enerjilerini gönüllü olarak çevresindeki herkes ile paylaşan bu insanlar bu tavrı tamamen bilinçsizce sergilerler. Bu tarz insanlar ile ilgili bir araştırma yapılmış. İleriki bölümlerde detaylı olarak bahsedeceğim. 
Dokunduğun insanlara yaşam enerjini aktardığını gözlemledin mi hiç? 
İşte o aktarılan duygu “yaşama duyulan coşkun ve tutkundan” kaynaklı. 
TAM TERSİ SENARYO 
Bunun tam tersi ise tükenmişlik sendromu, diğer bir deyişle depresyon... Benzini bitmiş araba sendromu diyorum ben buna yani yaşam coşkusu veya tutkusunun azalma hâli. 
Her iki durum da sürekli değil, geçici olabilir. 
Ne kadar çok enerjin olursa olsun, etrafın enerjisi düşük insanlardan oluşuyor ise –ki günümüz dünyasında bu insanların sayısı oldukça fazla maalesef– bir süre sonra coşkulu insanların enerjileri de çevrelerindeki enerji vampirleri tarafından emilip tükenebilir. Sistemin matematiği basit aslında: Çok olan, az olana verir. Az olanın gözü, çoktadır. 
Peki az olan enerji veya kaynak depomuzu tekrar nasıl doldururuz? 
Bu oyun tam da bunu amaçlıyor. 
Öğretmenin ilk adımı ilgi çekmek, öğrenmenin ilk adımı da konunun sende merak uyandırmasıdır. Sınıfta bir öğretmen öğrencilerine bir şeyler anlattığında konu sınıfın ilgisini çekmiyorsa öğrenciler dersi umursamaz. Biri sana ne derse desin, o konu veya kişi ilgini çekmiyorsa o kişinin ne enerjisi ne de bilgisi sana geçmez. 
Bir de duygusal bir örnek verelim aynı konu ile ilgili: Bazen sevgilinizin veya eşinizin sizi artık heyecanlandırmayan tavırlarına boş gözlerle bakarsınız ya hani... Burada da temel konu söz konusu davranışın veya o kişinin sana çekici gelmemesidir. Hadi şimdi çözüm oyununa. 
image
image