Hayataformat.com

OYUN 4

OYUN 4

UYGULAMA OYUN 4: AKTİF DİNLEME PRATİĞİ 
Bu hafta telefon rehberinden seçeceğiniz veya aklına gelen biriyle, onun aklındakileri paylaşmaya davet et. Bunu yaparken aşağıdaki adımları izlemeye çalış. Haftada bir kişi ile başla ancak bu teknik ne kadar çok uygulanırsa o kadar etkili olacaktır. 
Aktif dinleme yaparken hatırlamak için aşağıdaki maddeler karşında olsun. Belki de bu sefer onu dinlerken daha önce hiç fark etmediğin başka yönlerini keşfetmeye başlayacaksın. 
1. AÇIKLAMASINA FIRSAT VER 
İletişim içinde olduğun kişi sözlerini bitirdiğinde onu anladığından emin olmak ve ona dikkatini verdiğini göstermek için onun söylediklerini başka kelimelerle ifade etmeye çalış.
Örneğin, “Söylediğini duyduğum şey...”, “Kulağa... geliyor.” veya “Seni doğru anlıyorsam...” şeklinde kalıplar kullanabilirsin. 
2. SORU SOR 
Karşındaki kişiyi, düşüncelerini ve duygularını detaylandırmaya teşvik edecek sorular sor ve onun ne demek istediğine dair bir sonuca varmaktan kaçın. 
Örneğin, “... dediğinde ... demek mi istiyorsun?” şeklinde teyit ifadeleri kullanabilirsin. 
3. EMPATİNİ İFADE ETMEK 
Karşıdaki kişi özellikle hayal kırıklıklarını dile getiriyorsa, onu sorgulamak veya karşıt savunmaya geçmek yerine, onun duygularını anlamaya çalış. 
Örneğin kişi hayal kırıklığını ifade ederken: 
“Neden öyle düşünüyorsun ki?”, “Neden öyle hissediyorsun?”, “Ne gerek var?” gibi cümleler kişinin kendini yalnız ve anlaşılmamış hissetmesine neden olur. Bunun da ne ona ne de ilişkinize bir yararı dokunur. Bunun yerine; 
“Hayal kırıklığına uğradığını hissedebiliyorum.” veya “Bu durumun sende nasıl büyük bir hayal kırıklığına neden olabileceğini anlayabiliyorum.” şeklinde yanıt verebilirsin. 
4. RAHAT VÜCUT DİLİ 
Göz teması karşındaki kişinin gözlerinin içine bakarak ve rahat bir vücut duruşu sağlayarak gerçekleştirilir. Böylece onunla ilgilendiğini gösterebilirsin. İletişim sırasında çevrendeki dikkat dağıtıcı şeylerle ilgilenmekten veya telefonunu kontrol etmekten kaçın. Yüz ifadelerine dikkat et. Onaylamama veya tiksinti olarak anlaşılabilecek ifadelerden kaçın. 
5. YARGILAMA 
Sağlıklı iletişimde amaç karşındaki kişinin bakış açısını anlamak ve onunla aynı fikirde olmasan bile onu olduğu gibi kabul etmektir. Bu nedenle iletişim kurduğun kişi konuşurken karşı argümanlarla araya girmemeye veya zihinsel olarak bir çürütme hazırlamamaya çalış. İletişim, fikir alışverişidir. Karşı taraf bunu bilmiyor olabilir ama sen şu anda bu satırları okuyorsan ve onu seviyorsan belki de aktif dinleme tekniğini sen ona öğretebilirsin. 
6. TAVSİYE YOK 
Kadınlar tavsiye vermeyi sever ama almayı sevmezler. Erkekler de sadece tavsiye verirler. Bu yüzden bir kadın bir sorunla karşılaştığında erkek onun sorununa tavsiye vermeye çalışır. Hâlbuki kadının orada aradığı, anlaşıldığını duymak ve hissetmektir. Bu, kadın-kadın iletişimlerinde de geçerlidir. Çok hızlı bir şekilde tavsiye vermeye geçmek iletişimde ters etki yaratabilir. Aklına gelen tavsiyeyi bir kenara koy, zaten o kişi sana fikrini veya önerini içini boşalttıktan sonra soracaktır. İlk önce bırak derdini anlatsın. 
7. KONUŞMA SIRASI 
Aktif dinleme adımlarını uyguladıktan ve karşındaki kişi de konuşmasını bitirdikten sonra sen de kendi bakış açını onunla paylaşmanın uygun olup olmadığını sor. Bakış açını paylaşırken “Ben Dili” ifadelerini kullanarak kendini olabildiğince net bir şekilde ifade et. “Evde bana yardımcı olmadığın zaman bunalmış hissediyorum.” veya “Son zamanlarda çok meşgul olduğunu ve aslında beni bekletmek istemediğini biliyorum.” gibi ifadeler kullanabilirsin. 
İŞE YARADIĞINA DAİR KANIT 
Aktif dinleme egzersizine katılan katılımcılarla üniversiteleriyle ilgili en büyük hayal kırıklıkları hakkında kısa sohbetler yapıldı. Katılımcılar sohbetin sonunda daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini bildirdiler. 
Bir başka çalışmada ise Meksikalı göçmenler Beyaz Amerikalılarla eşleştirilirken bir diğer İsrailli grup da Filistinlilerle eşleştirildi. Çiftlerin her bir üyesinden toplumlarındaki yaşam zorlukları ile ilgili bakış açılarını paylaşmaları ve görüşlerini paylaşırken diğer kişinin de bakış açısını almaları istendi. Sonuçlar bu tarz bir iletişimin, katılımcıların birbirlerine karşı tutumlarını önemli ölçüde geliştirdiğini gösterdi. Örneğin, çiftler birbirinin çektiği acılara karşı daha fazla empati duyar, niyetlerine daha çok güvenir ve gruplarına karşı daha sıcak hisseder hâle gelmişler. Ayrıca daha az sosyal güç sahibi olan gruplara (Meksikalı göçmenler ve Filistinliler) karşı çiftin diğer üyelerinin özellikle onların bakış açılarını dinledikten sonra daha gelişmiş tutum geliştirdikleri de gözlemlenmiş. 
KAYNAKÇA 
Weger, H., Castle Bell, G., Minei, EM ve Robinson, MC (2014). İlk etkileşimlerde aktif dinlemenin göreceli etkinliği . International Journal of Listening , 28 (1), 13-31 
Bruneau, EG ve Saxe, R. (2012). Duyulmanın gücü: Gruplararası çatışma bağlamında ‘perspektif vermenin’ faydaları . Deneysel Sosyal Psikoloji Dergisi , 48 (4), 855-866 
Talimatlar: Markman, H., Stanley, S. ve Blumberg, SL (1994) ‘den uyarlanmıştır. Evliliğin için savaşıyorum . San Francisco: Jossey-Bass Yayıncıları 
Tavsiye Dinleme: Spotify-DJNEOANKA “Öfkelendiğimizde neden bağırırız?” 
https://open.spotify.com/episode/3ixaeQfcBVbUhZ9y5Y61sx?si=GYdGwXjPQPe22nUkYCWADA 
İKİMİZ BİR ELMANIN YARISI MI? 
Biriyle bir olmayı kabul ederek kendimizi baştan yarım kabul etmiş olmuyor muyuz? 
Şöyle bakmaya ne dersin? Hepimiz ayrı ayrı tam veya tam olmaya çalışan insanlarız ve eksiklerimizi birileri değil bizzat biz kapatabiliriz. 
Haydi basit bir matematiksel hesap yapalım: 
Yarım İnsan + Yarım İnsan: Bir Tam İnsan 
Yarım insan + Tam insan: Bir Buçuk İnsan 
Tam insan + Tam İnsan: 2 Tam İnsan 
Sence hangi oluşum daha bereketli bir sonuç getirir? Hangisi hem nicelik hem nitelik açısından daha mantıklı? 
Kalp şeklini bir kâğıda çiz ve ikiye böl. İşte sana gerçek kalp organın resmi. Aşk simgesi olan kalp şekli bile 2 adet tam kalpten oluşur aslında, yarım değildir hiçbiri. Bunun için aşağıdaki soruları düşünüp cevaplamanı rica ediyorum. 
CEVAP BULDURAN SORULAR 
Tavsiye Dinleme: 432 hertz 
Yalnız olduğun için mi ilişkiye başlıyorsun/başladın? 
............................................................................................................ 
Hazır olduğun zaman mı ilişkiye başladın? 
............................................................................................................ 
Kendini tamamıyla bütün olarak hissedip bir ilişkiye başladın mı hiç? 
............................................................................................................ 
İLİŞKİ NEDİR? 
Hayat amaçları ortak olan insanlar eninde sonunda karşılaşır – ama geç ama erken... Hayat amaçları ortak olmayan insanlar ise ayrılır – ama geç ama erken... 
“İlişki eğer bir sanatsa, bu sanat kendinden azalıp, birlikte çoğalma sanatıdır.” 
Değerli Tuna Tüner’den yaşam mottosu tadında bir alıntı daha... 
Bir olarak doğduğumuz bu yolda, iki olarak devam edebilmek bir de üstüne üretip çoğalabilmek ve dünyayı beraber deneyimlemek hem çok değerli hem de zorlu bir yolculuktur. 
EY AŞK! NEREDESİN? 
İki kişinin kesiştiği yerde aşk vardır. Ne birinde fazla ne de diğerinde eksik... İkisi de dengelidir, ikisinde de aynı haz mevcuttur bir taraf ağır basarsa denge bozulur. 
Bir ilişkiye başlama amacın mutlu olmaksa hayatındaki kişiye “Beni o mutlu edecek.” şeklinde gereğinden fazla bir anlam yüklersin. Beklentin karşılanmadığı ilk anda da o ilişki bitebilir ya da zorunlu ama neşesiz şekilde devam edebilir. 
“O çok iyi bir insan.” 
“Beni mutlu eder.” 
“Etrafında çok seviliyor.” 
“İyi aile çocuğu.” 
“İyi bir insan.” 
Bunlar aşkı tanımlar mı? 
Manavdan meyve seçmeye mi döner yoksa mesele? 
Oysa meyve tüketilir ve unutulur, ortak hayat amaçları ise insanları bir arada tutar. Aynı hayat amacına sahip insanlar aynı yolda birlikte yol alırlar. 
Konu ile ilgili Spotify’da “Nasıl eşleşiyoruz?” adlı podcastimi dinlemeni tavsiye ederim. 
RUH EŞİM NEREDE? 
Kendi ruhunu tanımayan insan hangi insanla ruhdaş olabilir ki? 
Ruhdaş olmadan birleşen çiftler ne kadar uzun ayakta kalabilir ki?
Herkes eş ruhum, ikiz ruhum gibi kavramlar kullanmayı çok sever ancak empati kuramadığı biri ile nasıl ruhdaş olabilir insan? 
Peki, bizler neden empati gücümüzü günden güne kaybediyoruz? 
Saflığımızı unutuyoruz. Çocukları çok sevme nedenlerimden biri de empati kurabilme becerileridir. Çocukların duygudaşlık seviyeleri o kadar yüksektir ki: Çabuk kırılıp hemen affederler, enerjileri hiç bitmez, az uyur çok hareket ederler; aralarına rekabet duygusu girene kadar yetişkin ruhuna bulaşmazlar yani saflıklarını kaybetmezler. 
KELİMELERLE OYNAMAK 
Herkesin ağzından düşmeyen mutluluk, mutsuzluk, üzüntü gibi kalıplaşmış sözcükler bir süre sonra anlamını yitirmeye, hatta duymaktan bile rahatsız olmamıza neden olmaya başlamıyor mu? 
Mutluluk nedir? 
Nasıl mutlu olunur? 
Sanki mutlu olmak tek bir kıstasa göre belirlenen bir yapıymış ve hep mutlu hissetmemiz gerekiyormuş gibi... 
Bu kelimeyi neşe ile değiştirmeye ne dersin? 
Neşeli olma hâli, tersi ise neşesiz olma hâli olduğundan gayet mümkün bir durum gibi geliyor kulağa diğerleri ile kıyasladığımızda. “Mutsuzum.” demek yerine “Bugün neşesizim.” diyebiliriz öyle değil mi? “Üzgünüm.” kelimesini de “Hüzünlüyüm.” kelimesi ile değiştirebiliriz. 
Elbette bir gün çok neşeli olup bir gün çok neşesiz olabilirsin. Hepsi dengeli olduğu sürece sorun yok. 
KISKANMAK MI? İMRENMEK Mİ? 
CEVAP BULDURAN SORULAR 
Tavsiye Dinleme: 852 hertz 
Aşağıdaki soruları samimi bir şekilde yanıtladıktan sonra cevapları kendince analiz edebilirsin. 
1. Bir insanın zenginliğini, malını, mülkünü kıskanıyor musun? 
............................................................................................................ 
2. Birinin güzelliğini kıskanıyor musun? 
............................................................................................................ 
3. Birinin başarısını kıskanıyor musun? 
............................................................................................................ 
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki: 
1. soruya evet diyen kişiler kendini güçsüz hissettiği için başka insanların zenginliğini kıskanıyormuş. 
2. soruya evet diyenler hayatlarında arzulanmayan, ilgi ve sevgi ihtiyacı olup bu ihtiyaçları karşılanmayan insanlarmış. Bu nedenle başka insanların fiziksel görünümlerini kıskanıyorlarmış. 
3. soruya evet diyenler ise ailesi tarafından onaylanmayıp devamlı eleştirilen çocuk, ergen veya yetişkinlermiş. Bu nedenle başka insanların başarılarını kıskanırlarmış fakat bunu göstermeden de yapabilirlermiş.
Davranışlarımızın nedenleri öğrenmek bakış açımızı geliştirip bize ihtiyaçlarımızı karşılama yollarını öğretebilir. Böylelikle artık başka hayatlara imrenerek yaşamaktansa enerjimizi kendimizi beslemek için harcayabiliriz. İşe kıskançlık kelimesini imrenmek ile değiştirmekle başlayabiliriz ki bu duygunun olumlu kullanımı faydalı da olabilir. 
KISKANÇLIK DUYGUSUNUN OLUMLU KULLANIMI 
Arapçadan Türkçeye geçen ve kıskanma sözcüğü yerine kullanılan bir diğer sözcük de “gıpta” sözcüğüdür. Bu sözcük de olumlu kıskançlıklardandır. Gıpta etmek, başkalarının elinde var olan herhangi bir şeye karşı imrenme dürtüsüdür. Bu dürtü kimilerinde başarılı olma yolunda yol gösterici niteliktedir. Ancak imrenme duygusu abartılırsa bu durum elbette hasetlik ve kıskançlığa dönüşebilir. İmrenme, başkasının sahip olduğu bir şeyi kendi için de dilemek ve aynı zamanda o şeye başkasının sahip olmasına da üzülmemektir. Bu bağlamda imrenme (gıpta etme) eğitimsel çerçevede de değer taşır. Bazı eğitimciler ise bu duyguyu kin duygusuna kapı açan bir davranış olarak görmektedir. 
KAYNAKÇA 
Tarihsel ve Çağdaş Türkçede “Kıskanmak” Anlam Alanına Giren Sözcükler The Words Containing Jealousy Meaningin Historical and Contemporary Turkish Dr. Öğr. Üyesi Sevda ÖZEN ERATALAY 1 
EN ÇOK KİMLER SÖYLENİR? 
Yanıt: Anlamayanlar. 
Bir kişi herhangi bir durum, olay veya insan hakkında devamlı söyleniyorsa hâlâ o konuya yeterince vakıf olamamış, durumu yeterince analiz edememiş demektir. Ancak yeterli farkındalığı geliştirirse o durum, olay veya kişi ile ilgili söylenmeyi bırakacaktır. 
Söylenmek = Anlamamak 
Çevrende tüm çabalarına rağmen sürekli aynı konudan şikâyet eden insanlar varsa ve sen yeterli enerjiye sahipsen, o kişiyi ikna etmeye devam edebilirsin. Ancak bir süre sonra sen de kendini onlar gibi sürekli şikâyet modunda bulabilirsin çünkü onların enerjileri sana da bulaşacaktır. Bunu bir virüs gibi düşünebilirsin. 
Virüs kaptığımızda ne yaparız? 
O ortamdan uzaklaşır ve vitamin alıyorsak aynı takviyeye devam ederiz çünkü virüslü bir ortamda bulunmaktansa uzakta olmak ve yalnız kalmak bizim için daha sağlıklı olabilir. 
Hem belki kaçtığın yerde senin gibi şikâyet edenlerden kaçmış yeni insanlarla karşılaşırsın, belli mi olur? Benim sıklıkla yaşadığım bir durumdur bu.

image
image