OYUN 2
UYGULAMA OYUN 2: İYİLEŞTİREN MÜZİK
528 hertz ile zihne detoks yapmak çok pratik ve çok etkilidir. Yalnız bunu sadece bir kere değil düzenli olarak her gün tavsiye ederim. Özellikle kitap okurken, yürüyüş yaparken kulaklıkla dinlersen günden güne değişimi yaşayacaksın. Bu frekanslar senin çikolata, tatlı, ilaç, alkol almadan keyifli hissetmeni sağlayacak.
İşte faydaları; her gün en az 5 dakika 528 frekans dinlersen
– Beyin nöronlarını uyardığın için zihnin rahatlamaya başlayacak.
– Tansiyonun yüksek veya düşük ise düzenlenecek ve kalp ritmin (nabız) bedeninle uyumlu atmaya başlayacak.
– Dinlediğin frekanslar hücrelerindeki oksijen taşıyan hücrelere ulaşacak ve daha rahat uyumana yardımcı olacak.
– Stres seviyeni düzenleyip, endorfin ve oksitosin salınımı artıracak.
Sonuç, “Güle Güle Stres! Merhaba Huzur!”
Bana inanmıyorsan Google’a “528 hertz yararları” yazıp sen de araştırabilirsin ama bence deneyip, bu değişimleri yaşaman en güzel kanıt olacaktır.
Diğer bir önerim ise Spotify kullanıyorsan sana özel müzik listesi oluşturabilirsin.
Örnek liste:
https://open.spotify.com/track/3rw3uYUoKicjBxUW7EigtS?si=u0b1pcVfQHSXYj5D3ndkHw
İŞE YARADIĞININ KANITI
– Londra Kraliyet Akademisinde sinir bilimi araştırmacısı Dr. Alan Watkins, frekanslar üzerine yaptığı araştırmada frekansların nabız (kalp atış hızı) ve tansiyonu düzenlemeye yardımcı olduğunu kanıtlamış.
– Japon bilim adamları yaptıkları araştırmada deneklerin, 528 hertz frekansa sadece 5 dakika maruz kaldıktan sonra bile stres seviyelerinde azalma tespit etmişler.
İnsan anladığında fark ediyor, fark ettiğinde eyleme geçiyor çünkü eyleme geçmeden evrenden yanıt gelmiyor o hâlde insanı harekete geçmekten alıkoyan şey ne?
ÖDEVLER: Devam etmeden önce bir önceki Ruh Sanatı bölümünde aşağıdaki uygulamaları yapmadıysan tekrar geri dönüp, yapmak bu haftaki ödevlerin:
– Test: Evren Eylemi Alkışlar
– Test: Erteleme Hastalığına Yakalandın Mı?
– Deneme Yanılma Yolu ile Hayatı Kavrayan Canlı: İnsan
– Maslow Oyunu
– Hayaller Hawaii, Gerçekler Şimdi!
– Üç İyi Şey Oyunu
Maddeyi enerjiyle açıklayan kuantum, insan doğasına bakış açısını günden güne değiştirmeye başladı. İnsanlar, bu dünyada var olma amacının doğmak, büyümek, evlenip üremek ve sonrasında ikinci aşama olarak doğurmak, büyütmek ve evlendirmek olmadığını daha çok fark etmeye başladı. Özellikle yakın çevremde gözlemlediğim Z kuşağı diye bilinen yeni nesilde evlenme ve üreme ihtiyacı hayat önceliklerinde son sıralarda yer alıyor. Bir de lügatimize yeni giren bir kelime olan kuantum, hem bilim hem ilimle iş birliği içinde yaşadığımız bu evrensel yapıya ve insanoğlunun bilinmeyen doğal yapısına yeni nesil araştırmalarla açıklık getirmeye çalışıyor.
SAHİP OLDUĞUN HAZİNE: AYNA NÖRONLAR
İnsanın doğuştan getirdiği, kendini yenileme gücünden bir önceki bölümde bahsetmiştik. Şimdi diğer bir özelliği olan empati kurabilme gücünü hatırlayalım. Başka bir canlının yaşadıklarını kendi yaşıyormuş gibi hissedebilme gücüne verilen isimdir empati. Sen daha dünyaya gelmeden genlerine işlenmiş olan programlamadır. Bu duygunun insanoğluna unutturulması ise yaşadığımız en büyük sorundur. Çünkü günümüzde yaşanan pek çok olayın nedeni kişinin empati duygusundan yoksun kalmasıdır. Empati duygusunu kaybetmiş olan insan her şeyi yapabilir. Orman yakar, başka canlılara zarar verir, kendinden başka kimseyi umursamaz, dünya sadece onun etrafında döner sanır ki bu da yaşadığı toplumu köreltir. Empatinin diğer anlamı duygudaşlıktır. Düşünsene, yaşadığı toplumdaki her canlı ile duygudaşlık kurabilen birey başkalarına zarar verebilir mi?
İnsan kendini bir yere ait hissetmezse mutsuzlaşır. İnsanın yaşadığı haz duygusu biyolojisine yansır, oksitosin hormonu tam da burada devreye giriyor. Aşk duygusunun kimyasal hâli diyebiliriz. Bu yüzden insan haz duyduklarıyla aşk yaşar eksikliğinde ise bedeni ve ruhu hasta olur. Ancak burada kişinin nasıl haz duyduğu çok önemlidir.
Örneğin, sanatçılar sanatlarıyla, aşçılar yemekleriyle, anneler çocuklarıyla yaşarken; bağımlılar uyuşturucularla ve beyne yolladığı kimyasallarla sahte, geçici haz duygusu yaşarlar. Hâlbuki bu haz duygusu insana doğal yolla verilmiş. İsmi oksitosin. Başka bir canlıya karşılık beklemeden yardım ettiğinde, beyninde endorfin ve oksitosin hormonları reaksiyona girer. Burada karşılık beklemeden cümlesinin altını çiziyorum. Yardım ettikten sonra ama ben ona bunu yaptım o bana yapmadı, teşekkür etmedi vb. gibi serzenişler maalesef o hormonun salınımını iptal eder.
SEN NE KULLANIYORSUN ARKADAŞ?
Bazı insanlar öyle canlı, öyle enerjik ve öyle hayat doludur ki bu enerji onların hem fiziklerine hem de konuşmalarına yansır. Hatta geç yaşlanırlar, yaşlarını tahmin etmek oldukça zordur. Bu insanlar çoğu zaman şu soru ile karşılaşır:
– Sen ne kullanıyorsun arkadaş bu enerjinin kaynağı nedir?
– Sen ne yiyip ne içiyorsun?
– Nasıl bu kafaya geliyorsun?
Gerçek hayattan kesitler: Toplum normlarından aykırı tavırlarım veya tuhaf cümlelerim yüzünden hayatımda en çok karşılaştığım sorulardı. Yanıtını o zamanlar bilmiyordum neyse ki ileride yalnız olmadığımı keşfettim. Bu durumun tuhaflık olmadığını, sadece bazı insanların beyinlerinin farklı çalıştığını ve devamlı sürdürülebilir bir enerji deposu olduğunu öğrendim.
Artık cevabı biliyorsun. Bu güç hepimizde mevcut, hepimiz bu kodlarla dünyaya geldik. Sadece unuttuk, birileri bize unutturdu ancak gücümüzü tekrar hatırlayabiliriz.
AURAN NE RENK?
İnsan evrende olan her şeyi gözüyle göremeyebilir çünkü gözlerde ancak belirli oranda titreşen maddeleri görebilme özelliği vardır. Ancak sen onları göremiyorsun diye onlar yok değildir. Örneğin, kedilerin gözleri insan gözünün göremediği, düşük titreşimli enerjileri görebilir. İşte auralar da insan gözünün göremediği ancak her insanın etrafına yaydığı enerji alanıdır ve bu alanlar renklidir. Her insanın farklı renkten oluşmuş aura alanları vardır.
Yaşam enerjin arttıkça hem fiziken hem de ruhen ışıldarsın. Zaten Hayata Format Oyunu’nun amacı da budur. Yeterli miktarda enerji aldığımız ve enerjimizi düzenli aralıklarla aktive ettiğimiz takdirde fiziksel ve ruhsal sağlığımızı korumamıza ve güzelleştirmemize olanak sağlar. Öte yandan enerjide eksiklik ya da olası bir blokaj var ise ruhsal ve fiziksel hastalıkların temelini de oluşturabilir.
Noksan kaldığımız yerlerden hasta oluruz. Çoğunlukla da duygusal ihtiyaçlar ile maddi sorunlar birleşince noksan hissederiz.
RUH GRİP OLUR, BİZ BUNA DEPRESYON DERİZ! demiştik.
Sonra ya doktorların kapısını çalar ya da kendi içimizde kimseye göstermeden yaralarımızı sarmak için çabalarız.
İnsan, gözüyle gördüğü şeyleri daha kolay anlayıp, deniyor: ilaç, gıda, para, egzersiz...bu yüzden frekansları hayatında kullanma fikri sana da gözünle göremediğin için tuhaf gelebilir.
Neden mi bu kadar uzun giriş yaptım?
Müzik dinleyerek, yeni vitamin tarzıyla tanıştırmak istiyorum seni...
Kulaklar, yani duyu yoluyla zihni beslemeye ne dersin? Biliyorum, sana çok saçma gelebilir ama artık frekans ve titreşim yöntemleri alternatif tıbbın gözdesi oldu.
Biofeedback, Nörofeedback gibi birçok teknik ve yöntemle insanlar iyileşiyor.
Sen de araştırabilirsin.
Benim yöntemim ise günde sadece birkaç dakika dinleme egzersizi...
Frekansların gücünü deneyimlemek ve ilaç almadan da mutluluk hormonlarını aktive ettirebilmek için vücuttaki enerji tıkanıklığını gidermenin en hızlı ve etkili yolu sestir.
Dinlemek bir meditasyon çalışmasıdır, üstelik her yerde her şekilde uygulanabilir.