Hayataformat.com

OYUN 16

OYUN 16

UYGULAMA OYUN 16: GÜCÜNÜ HATIRLA VE HATIRLAT! 
Sana ilham verecek, içindeki külü ateşlendirecek insanlara ihtiyacın var. 
Hayatında sana ilham veren kişileri düşün ve adlarını buraya yaz: 
............................................................................................................ 
............................................................................................................ 
Örneğin dezavantajlı koşullarda bile hayallerini gerçekleştirmiş insanlar var, onları düşünerek başlayabilirsin. İnsan, DNA kodlarına işlenmiş olan iş birliği ve empati yetisini hatırladığında ilham duygusu yeniden canlanır, yani bir nevi en iyi benimden biz birlikte daha iyiyize geçiş yapar. 
İhtiyacından fazlasına sahip olmak bize iyi gelmiyor. 
ÖDEV: Bu hafta sonu evinde fazlalık olan eşyaları onlara gerçekten ihtiyaç duyabilecek insanlarla paylaşmaya ne dersin? 
Nasıl olsa bu dünyadan göçüp giderken yanımıza götüremeyeceğiz onları. Bizi ölümsüz kılan, bu alemde yaptıklarımızın yine bu dünyadaki etkisi olacak. 
CEVAP BULDURAN SORULAR 
Yüreğine en çok dokunan insanları düşün. Aşağıdaki sorular üzerine detaylıca düşün ve samimi yanıtlarını yaz. 
– Bu insanlar nasıl ve neden seni bu kadar etkiler? 
............................................................................................................ 
– Bu insanlar sendeki neyi görüyor? 
............................................................................................................ 
– Sen onlarda ne görüyorsun? 
............................................................................................................ 
BEN’Cİ – BİZ’Cİ MİSİN? 
İnsan doğasında iki temel olgu vardır: Ben ve biz. Yerine göre ikisini de kullanırız. Ancak nerede “ben” nerede “biz” dediğimiz çok önemlidir çünkü iki maskemiz arasında çok hassas, ince bir çizgi vardır. 
Ben diyen tarafın içinizdeki kral ve kraliçeyi gösteren “En iyi benim!” diyen tarafın iken, “Hadi, iş birliği yapalım, herkese fikrini soralım, oylama yapalım,” diyen tarafın ise kolektif yüzündür. Bu iki yüzünü de nerede ve nasıl kullandığın çok önemli. Çünkü bir tarafın fazla kullanılması sonucu ya kendine ya da başkalarına zarar verebilirsin. Şimdi bunu analiz etmek için aşağıdaki soruları samimi bir şekilde yanıtla.
CEVAP BULDURAN SORULAR 
– İş ve özel hayatında en çok senin isteklerin mi, karşı tarafın istekleri mi devreye girer? 
............................................................................................................ 
– Günlük hayatında cümlelerinde ne sıklıkta ben diyorsun? 
............................................................................................................

Toplum benciler ve bizciler diye ikiye ayrılır. Hangi taraf baskın gelirse toplumun karakteri de o yönde olur. İnsanoğlu sürü psikolojisinde olduğu için de aynı duyguda buluşanlar çoğunluğu oluşturuyor. 
Dediğim gibi yerine göre ben yerine göre de biz demek önemlidir. Asıl önemli olan bir toplum düşün ki nerede hangi yüzünü göstereceğini, kullanabileceğini bilen insanlardan oluşuyor. 
Ütopya mı? 
Bence değil. 
BEN AÇIM, BİRİLERİ BENİ BESLESİN! 
İnsan dünyaya aç ve tembel olarak gelir. Düşünsene, anne karnında suyun içinde göbeğinde bir hortumla yattığı yerden, canının istediği menüyü bir sinyal gönderip anneden alır. Doğduktan sonra ise anne memesi ile gelen doyum hazzı anne kucağında yine gelir ve insan sanır ki bu isteyip alma hâli hep böyle devam edip, dışarıdan birileri onu hep besleyecek ve koruyacak. 
Sürekli korunma hissi ile büyüyen bebek, bu duruma o kadar alışır ki birileri onu beslemediğinde ya kızar ya küser ya da şaşırır. 
Herkesin potansiyeli parmak izi gibi farklı, yolu ayrı olsa da bizler büyüdükçe mevcut potansiyellerimizi unutup başkalarının bizim için bir şeyler yapmasını beklemeye devam ederiz. Bir de üstüne eleştiri, şikâyet... Oysa cep telefonu bile iki günde bir kendini güncellerken insan kendini yenilemeyi unutur. Kendi kendini beslemeyi unutup aç kalır, benzini biter. Son model araban da olsa içinde benzin yoksa yolda kalırsın. 
YAŞLANMAYAN İNSANLARIN SIRRI NEDİR? 
Nedir bu hep aynı enerjide kalan insanların sırrı hiç merak ettin mi? 
Deneyimlerim ve analizler gösteriyor ki yaşını hiç göstermeyen insanlar (estetikten bahsetmiyorum) hayatlarına devamlı format atıyorlar, üst üstte aynı yılı yaşamıyorlar. Devamlı bir güncellenme geliyor hayatlarına gerek iş gerek kariyer gerekse ruhsal anlamda, aynı bir bilgisayar programı gibi kendi yazılımlarını devamlı güncelliyorlar. 
Aynı bir ağaç gibi her mevsime uygun formatını atıyorlar. Peki bu kolay mı? Aslında insan bir süre sonra güncelleme yapmayınca kendini yaşlı ve boş hissediyor. Kışın bilgi toplar, ilkbaharda yeniden açarız, yazları enerji toplar ve sonbaharda artık işe yaramayan eskilerden kurtuluruz. Sonra yine kış uykumuza yatarız... 
Hiçbirimiz tek mevsim olmadığımız için öyleymiş gibi yaşamak yine iç sesimizle tutarsızlık göstergesidir ve buda bizi yaşlandırır. 
“Benim tarzım bu, ister sev ister sevme beni.” ile “Yaptığın her şey kabulümdür.” arasında hassas bir çizgi var. 
ÖDEV: Aşağıdaki iki sorunun cevapları çok önemlidir. Lütfen derin bir analiz yapıp, sonuçlarını yazınız. 
HİSSETTİĞİN İÇİN Mİ DÜŞÜNÜRSÜN? 
............................................................................................................ 
Örnek: Bir fikir kalbinden mi gelir yoksa mantığından mı? Ne farkı var? Aklıma geldin seni aradım? Aklına mı geldi yoksa hissetin mi?

DÜŞÜNDÜĞÜN İÇİN Mİ HİSSEDERSİN? 
............................................................................................................ 
Örnek: Başka bir işe veya yere taşınmayı düşünüyorsun. Aklına mı geldi yoksa yüreğinin mi sesi? 
Bu iki sorunun cevabını ancak aklın sustuğunda verebilirsin çünkü sustuğunda özünü işitirsin. 
Özünü işittiğinde doğru kararı veririsin. Sana söylenenlerle gerçekten senin isteklerinin arasındaki fark, yüreğinin sesini duymaktan geçer. 
KARAKTERİN KİMİN ESERİ? 
Karakter ve kişilik arasındaki farkı şimdi analiz edeceğiz senle beraber. Bu çok önemli çünkü ikisi sıklıkla karıştırılır ve sen de bilmeden cümlelerinde kullanmış olabilirsin. Eğer ikisi arasında farkı analiz edebilirsen bundan sonra kullandığın cümlelerde hatalı kodlama yapmamış olursun. Hatta başkalarına da bu kullanımı öğretebilirsin. 
Kişiliği oluşturan insanın eylemleridir. “Bir insanı yaptıkları anlatır, sözleri değil.” sözü tam da bu tanım için uygundur. Çünkü kişilik, insanın iç sesini dinleyip eyleme geçmesi, hayata verdiği tepkidir. Kişiliği, insanın seçimleri oluşturur yani insanın kişiliğini seçme şansı vardır. Karakter ise seçmediklerindir, o doğuştan gelir. Ailen, doğduğun ve büyüdüğün yer karakterini oluşturur. 
Yaşadığımız bu kısa hayat oyununda proje notumuz ise karakter ve kişiliğinle gösterdiğin performansına göre belirlenir. 
Eyleme geçtiğin her konuyu başlatan sen iken kararlarının sonuçları evrenden hemen geri gelir: Bazen bir ödül bazense ders niteliğinde ki her ikisinin de kendi içinde büyük avantajları vardır. 
Sonuç olarak seçtiğin seçimlerle yaşarsın. Ama benim ailem ...... ama benim ülkem...... ama benim etrafım... Bunların hepsi sadece senin karakterini oluşturur, kişiliğini değil. İnsan deneyimleyerek ve deneyerek bu âlem hakkında bilgi toplar ve topladığı bu bilgilere göre seçimler yapar. Seçimleri yapan kişiliğindir. Ona da istediğin zaman format atabilirsin. Yeter ki gönüllü olup, eyleme geçip evrene okunu at. O sana geri bildirim yapar. 
İnsan ancak kendi ruhuna uygun yerde ve şartta yaşayabilir ancak doğru yerde değilse ruhu hastalanır, hızlıca yaşlanabilir yaşı genç ruhu çok yaşlı tanıdıkların var mı? Şimdi belki o insanlara daha empatik yaklaşabilirsin. Çünkü artık bu durumun nedeni biliyorsun. 
Alaska’da bir kaktüs yetişir mi? Yetişemez ölür. Peki o kaktüs değil insan olsaydı? Belki de kendine uygun bir yer arar, keşfe çıkar ve bulurdu. 
BİLSEN DE UYGULAMIYORSAN NE FAYDA? 
İnsan beyni ancak kullandığı bilgiyi depoluyor yani insan neyi deneyimliyorsa, beyin o bilgiyi anlıyor, ona göre işleme geçiyor. Örneğin, birçok kitap okuyabilirsin ama okuduklarından elde ettiğin bilgileri denemez, uygulamazsan o bilgileri uzun süre hafızanda tutamazsın. Yani her öğrendiğin bilgiyi denemen gerek, anlaman için. Deneyimi nasıl yaşayacağın yine sana bağlı. Öte yandan deneyimlerinde hissettiğin bilgileri ise kalbinde yani ruhunda depolarsın. İki depo yerimiz var: Beyin de ruh da bilgiyi sadece deneyimle depolar. Teoride kalan bilgi bir süre sonra unutulmaya mahkûmdur. İnsan da doğuştan sahip olduğu potansiyelleri kullanmazsa bir süre sonra unutabilir. Zayıf dala konmuş olan kuşun gücü dala değil kuşun kanatlarına bağlıdır. Dala bel bağlayan canlı, kanatlarını kullanmayı unutabilir.
image
image