OYUN 15
UYGULAMA OYUN 15: NE KADAR STRESLİSİN?
Stres seviyen ne kadar ölçelim mi?
Aşağıdaki test ile 2 dakikada sonucu öğrenebilirsin.
ÖDEV: Bu hafta bu testi yapmak Hayata Format Oyunu’nun diğer bir ödevi.
“Beck Anksiyete Ölçüm Testi” mevcut stres seviyeni ölçer ancak bu test tanı koymak için değil sadece stres seviyesi hakkında bilgi verme amacıyla hazırlanmış. Detaylı teşhis ve tedavi için uzman bir doktorla görüşmeni tavsiye ederim.
Hazırsan teste başlamak için aşağıdaki linki inceleyebilirsin.
https://hayataformat.com/oyun/3-zihin-sanati
Testi bitirdikten sonra Beden Sanatı bölümündeki “Uygulama Oyun 14: Stres Savar Doğal Oda Parfümü” ve Zihin Sanatı bölümündeki “Uygulama Oyun 2: İyileştiren Müzik” oyunlarını tekrar edebilirsin.
DEPOYU DOLDURUYORUZ
Tek beslenme kaynağının yemek olmadığını iyice analiz ettikten sonra şimdi, 10 adet ücretsiz enerji kaynağıyla depomuzu dolduruyoruz.
1. Ses yoluyla: Yatmadan önce veya kitap okurken arka planda çalan alfa frekansı titreşim müziği en doğal uyaranlardan sadece biri. YouTube arama motoruna alfa müzik, 528 hertz yazman yeterli.
2. Ağız yoluyla: İlla ağzına bir şeyler atmak istiyorsan, kekik çayını mideye indir. Böylelikle bağırsaklardaki bakteriler ölecek ve mutluluk hormonu olan endorfin salgılanması artacak. Ayrıca karanfil çekirdeğini yanında taşırsan ne zaman canın bir şeyler yemek isterse ağzına atabilirsin. Bir de mutlaka sık sık su iç. (Bu madde ile ilgili detaylı bilgiye “Beden Sanatı” bölümünden ulaşabilirsin.)
Hayata Format Oyunu’nun özellikle beden sanatı oyunlarını günlük rutin hâline getirmeye çalış çünkü beynin rutinlere alışması 28 gün sürüyor.
3. Koku yoluyla: Evrende her şeyin bir frekansı olduğuna göre bitkilerin de kendilerine özel frekansları var. Örneğin, en yüksek titreşime sahip gül 320 hertzdir. Koku yolu ile uyarılan beyin hemen tepki vererek düşük titreşimini yukarı çıkarıp daha iyi hissetmeni sağlar. Gece yatmadan önce burun deliklerinin, kulak memelerine, şakak noktalarına, gül, lavanta, yasemin, nane yağı sürebilirsin.
ÖDEV: Bu hafta bunlardan en az birini deniyorsun.
Gerçek yaşamdan kesit:
Her akşam yatmadan önce burun deliklerime gül yağı sürerim ve içtiğim suya da damlatırım. Banyomda her zaman gül suyum vardır ve çıkmadan önce muhakkak o suyu başımdan aşağı dökerim.
Gül kokusunu sevmeyenlerse titreşimi yüksek başka bitkileri deneyebilir. Örneğin, lavanta yağını yastık ve nevresimlere damlatabilir veya su ile karıştırıp doğal oda parfümünüzü yapabilir ya da aynı parfümü kıyafetlerinize de sıkabilirsiniz. Lavanta titreşimi 110 hertz olduğu için düşük enerjini yukarı çekmene yardımı olacaktır. (Bu madde ile ilgili detaylı bilgiye “Beden Sanatı” bölümünden ulaşabilirsin.) Lavanta yağı aynı zamanda anksiyete sorunları için mükemmel bir sakinleştiricidir, doğal bir antidepresandır: Migren, baş ağrısı, depresyon ve stres ile baş etmeye yardımcı olur.
Konu ile ilgili demans hastaları için yazılmış bir makale önermek istiyorum:
https://www.researchgate.net/publication/280576470_Aromaterapi_Uygulamasinin_Demansli_Bireylerde_Gorulen_Davranissal_Degisiklikler_Uzerine_Etkisi
4. Sadece kendinin değil evinin de enerjisini yüksek tutman çok önemli.
Örneğin, evde düzenli yakılan adaçayı ve defne yaprağı yaydıkları kokuyla hem odanın havasını temizler hem de ortamın enerjisini üst seviyeye çıkarır. Evin enerjisi de tıpkı senin enerjin gibi dinamik olduğu ve dış faktörlerden etkileneceği için bu ritüelin düzenli yapılması önemlidir.
Örneğin, üzgün veya stresli bir arkadaşın seni ziyarete geldiğinde bu arkadaşının yaydığı frekans bütün odayı ve evi etkiler. Hatta o gitse bile bıraktığı enerji evinde kalır ve sen kendini “Neden başım ağrıdı, neden midem ağrıdı?” diye sorgularken bulursun. Bu tarz bir durum yaşadığında hemen pencereleri aç ve evin enerjisini temizle. (Bu madde ile ilgili detaylı bilgiye “Beden Sanatı” bölümünden ulaşabilirsin.)
Kokuların iyileştirici gücünü anlatan “Unwell 2. Bölümü” de izlemeni tavsiye ederim. Özellikle sağlık ve güzellik sektörlerinin bize sunduğu ürünleri inceleyip doğru bilinen yanlışları sorgulatıyor.
5. Evine gelen biri olmasa da televizyonda izlediğin programlardaki insanlar hatta onların sesleri bile seni etkiler. Bu nedenle mümkünse sana umut ve ilham veren içerikleri tercih etmeye çalış. Böylece zaten zor kazandığın enerjini izlediğin dramlara kaptırmamış, enerjini dengeli kullanmış olursun. (Bu madde ile ilgili detaylı bilgiye “Ruh Sanatı” bölümünden ulaşabilirsin.)
6. Yürürken müzik dinle ama dinlediğin müzikler mümkünse yüksek enerji veren sözler içersin çünkü enerjini düşüren, sana acı veren şeyleri dinlemek, devamlı drama ve dedikodu sohbetlerine maruz kalmak değerli enerjini düşürmene neden olur.
7. Enerjisini beğenmediğin, sana olumsuz anılar hatırlatan eşyaları test et. Bunlar sadece kıyafet olmak zorunda değil, mobilya, mutfak eşyası, banyo malzemesi hatta nevresimine kadar tarama yapman gerekebilir. Bu tarama sonucunda enerjini düşüren her şeyi evinden çıkar.
8. Olmak istediğin ruh hâline sahip, yaşama şeklini ve hayat tarzını beğendiğin insanları düşün. Hayatında devamlı aynı döngüleri yaşayan, tekrar tekrar aynı şikâyetlerle sana gelen insanları da düşün. Elbette bu insanlara da zaman ayırabilir, onlarla görüşebilirsin ama ayırdığın zaman dengesi çok önemli çünkü hangisine daha fazla zaman ayırırsan ona dönüşeceksin. (Bu madde ile ilgili detaylı bilgiye “Ruh Sanatı” bölümünden ulaşabilirsin.)
9. Yeni şeyler üretmeyi dene. Üretmek ve hayatına yeni olgular sokmak yaşam enerjini hızlı şekilde yükseltecektir.
10. Taşların gücünü kullan. Her taşın ayrı bir anlamı var ve taşlar taşıdıkları enerjiyle sizi yüksek bir frekansa taşır. Herkesin taşı ayrı olduğu için önce sana özel taşı bulman gerekir bunun için de sana özel element dengeni öğrenmen çok önemli.
Gerçek yaşamdan kesit:
18.09.2015 tarihinde boğazımın sağ tarafını daha çok sevmeye başladım çünkü oraya ufak bir ameliyat izi yerleşti. Nedeni ise söylenmemiş sözlerin oluşturduğu bir kitlenin bir bedene attığı hatırlatıcı çizgi. Tükürük bezlerine yapışmış nazar kitlesi dedim ben ona. Çünkü zamanında çok düğümlendi boğazım. Artık boğazımın düğümlenmesine izin vermiyorum. Sözlerimi sesli paylaşıyorum. Sana da tavsiyem, biriktirme.
Tabii insan tavsiye ile yetinmez değil mi?
Başkasının öğüdü ile yetinmez insan. Öyle birilerinin anlatmasıyla değil, başkasının gidip gördüğü, yaşadığıyla değil; kendi gidecek, görecek, yaşayacak, düşecek, kalkacak, işte budur diyecek. Zaman zaman takılacak bir engele, aşacak bir duvardan, acıyacak bir yerleri; tamamdır diyecek veya dişiyle tırnağıyla mücadele edecek, belki kavuşacak belki kaybedecek. Hayat zar oyunu değil ya, hep yek gelmez.
Bazen öyle bir mucize olacak ki aldığı derslerin, edindiği tecrübelerin ustası ve bilgesi olarak başkalarına yol gösterecek, can olacak. O yüzden derim ki hayatı anlamak için tek bir yol, tek bir yöntem yok. Herkes kendi hikâyesinin yazarı, çizeri, anlatıcısı, kahramanıdır, kim ne derse desin.
İnsan, deniz gibi... Gönlünü şöyle bir alabora etmeyen aşkın derinliklerini keşfetme ihtiyacı duymayacak, aklını zorlamayan bir problemi çözmek için uğraşmayacak, bir zorluk yaşamadan kolaylığın ne olduğunu anlamayacak...
Ülkem gibi...
EINSTEIN’DAN NOT:
Buraya ufak bir mektup bırakmak istiyorum. Einstein’ın kızına ve ölümünden sonra geleceklerini çok iyi bildiği yeni neslin insanlarına bıraktığı mektup:
“İzafiyet kuramını açıkladığım zaman çok az kişi beni anladı.
Bilimin açıklayamadığı son derece kuvvetli bir güç var. Bu güç herkesi kapsıyor ve yönetiyor. Evrenin çalışmasını sağlayan her olgunun arkasında bile o var ve henüz bizim tarafımızdan tanımlanamadı.
Bu evrensel güç SEVGİDİR. Bilim insanları, evren için bir kuram ararken, görülemeyen en kuvvetli evrensel gücü unuttular. Sevgi ışıktır, onu alıp verenleri aydınlatan. Sevgi, yer çekimidir çünkü insanların birbirine çekim hissetmelerini sağlar. Sevgi, kuvvettir çünkü bizdeki en iyiyi çoğaltır ve insanlığın kör bencilliklerinde tükenmemesine izin verir. Sevgi için yaşarız ve ölürüz. Sevgi, Tanrı’dır ve Tanrı sevgidir.
Bu güç her şeyi açıklar ve yaşama anlam katar.
Eğer türümüzün hayatta kalmasını istiyorsak, eğer hayatta bir anlam bulmamız gerekiyorsa, eğer dünyayı ve içinde yaşayan her duyarlı varlığı kurtarmak istiyorsak, sevgi tek ve biricik cevaptır.
Belki, bir sevgi bombası, gezegenimizi harap eden açgözlülük, nefret ve bencilliği tamamen yok edebilecek kadar güçlü bir cihaz yapmaya hazır değiliz. Buna rağmen her bireyin enerjisini açığa çıkartmayı bekleyen küçük ama kuvvetli bir jeneratör var. Bu evrensel enerjiyi almayı ve vermeyi öğrendiğimiz zaman sevgili Lieserl, sevginin hepsini yendiğini, her şeyin ötesine geçtiğini doğrulayabileceğiz çünkü sevgi hayatın en özlü kısmıdır.
Bütün hayatım boyunca kalbimin içinde sana dair sessizce atanları ifade edemediğim için çok derin bir pişmanlık duyuyorum. Belki artık özür dilemek için çok geç, ama zaman göreceli olduğu için sana söylemem gerekiyor: Seni seviyorum ve nihai cevabı bulduğum için sana teşekkür ederim.
Baban, Albert Einstein”